|
Duyu'nun Algı İle İletişimi |
|
|
|
|
Örgen Uğurlu tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 10 Temmuz 2008 15:41 |
İnsanların acıyı, sıcağı, soğuğu, ağırı, hafifi algılaması farklı olabilir çünkü bunlar duyularla algılanır ve dayanım gücüne göre değişir. Okuduklarımızı, gördüklerimizi, duyduklarımızı ve dinlediklerimizi farklı algılamamız da bu yüzden olsa gerek: Duyularımızla yaşayıp algılıyoruz. İyi de, ne kadar doğru “duyu”yoruz? Ya da algımızı etkileyen, duyularımızın dayanım gücü mü? Gözümüzün görmeye, burnumuzun koklamaya, tenimizin hissetmeye, kulağımızın duymaya yaradığı öğretilir ve eklenir; bir de dil vardır ve o da tatma duyusunu gerçekleştirir. Gerçekten duyularımızda dilin tek görevi bu mudur? Ya o dilden dökülen sözcükler?.. Onları duyurma ve duyumsama çabalarımızda algımızın hiç mi etkisi yoktur? Sözcüklerin “duyu”rduklarına geçmeden önce, şu beş temel duyu örgeninin işlevini ne denli doğru yaptığını da sorgulamakta yarar var. Görmek için bakmak gerek. Peki, baktığımızın ne kadarını görebiliriz? Tümünü mü? Elbette değil… |
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 10 Temmuz 2008 16:03 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
VİCDANIN EL VERMEMESİ: VİCDANÎ RET |
|
|
|
|
yedi tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 04 Temmuz 2008 12:00 |
 | “Kan, kurşundan silinince Kardeş olur eller bana… Silahları ne edeyim Benim sevgim mavzer bana…” (Ülkü Tamer) | Vicdanî ret kavramı, doksanların başından bu yana ülke gündemimizde yer almış olsa da, kavramın asıl olarak dikkatleri çekişi, eylemsel kimliğini kendilerinde bulduğu Mehmet Tarhan ve Mehmet Bal gibi vicdanî retçilerin başına gelenler* nedeniyledir. |
|
Son Güncelleme ( Cuma, 04 Temmuz 2008 23:31 )
|
|
Devamını oku...
|
|
Komşunun Üniversitesi’nde Öğrenci Olmak |
|
|
|
|
Burak TAMAÇ tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 30 Mayıs 2008 20:33 |
|
2006–2007 öğretim yılının iki dönemi boyunca (yaklaşık on ay) Yunanistan’ın Girit Üniversitesi’nde Erasmus öğrencisi olarak bulunmuşken 21. yüzyıl kapitalist Avrupası’nda, Avrupa Birliği’ne üye ve bir komşu ülkenin üniversiteler bağlamında ne derece 'sosyal devlet' olabileceğinin gözler önüne serilmesi gerekliliğini hissederek, bu süreç içinde edindiğim izlenimleri kısaca özetlemek gerektiğini düşünüyorum. Sadece gördüklerimi ve duyduklarımı aktarmaya çalışarak yorumu ise size bırakacağım. Üniversiteye kabul edilen bir öğrenci kampüs sınırlarına ilk ayak bastığında herhangi bir ücrete tabi tutulmuyor. Gerekli işlemler (kayıt vs.) yapıldıktan sonra da ders seçim günü beklenilmeye başlanıyor. Bu süreçte ‘harç’ adı altında alınan bir para da söz konusu değil.
|
|
Son Güncelleme ( Cuma, 30 Mayıs 2008 20:51 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
GÜZ ÇİÇEKLERİNDEN NÂZIM'A ÇELENK |
|
|
|
|
Barış Yoldaş tarafından yazıldı
|
|
Salı, 03 Haziran 2008 12:29 |
Niçin öldün Nâzım? Ne yaparız şimdi biz şarkılarından yoksun? Nerde buluruz başka bir pınar ki onda bizi karşıladığın gülümseme olsun? Seninki gibi ateşle su karışık acıyla sevinç dolu, gerçeğe çağıran bakışı nerde bulalım?
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 03 Haziran 2008 21:41 )
|
|
Devamını oku...
|
|
Yedi tarafından yazıldı
|
|
Çarşamba, 21 Mayıs 2008 12:12 |
|
6 Nisan 2008 --- 19 Ocak 2007
Eminim bir çok kişi bu tarihler(-i ve) arasındaki bağlantıyı hemen anlamıştır.
6 Nisan 2008’de, eli silahlı bir adam [daha sonrasında ‘öldürmek için’ bunu yaptığını beyan ederek] Akdeniz Üniversitesi Yerleşkesi’nde sağ-sola ateş ediyor…
19 Ocak 2007’de ise, bir başka kişi, Agos Gazetesi Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in kafasına kurşunları sıkıyor ve öldürüyor…
6 Nisan’ın ‘kahramanı’ Ömer Ulusoy adında bir ‘vatan neferi’… Yakışıklı mı yakışıklı (!); boy desen, oy biçim; sakallar fiyakalı; tam da Türkiye’nin gündemine oturacak birisi için orijinal bir stil; dazlak kafası [beyni?] ise, imajını - kelimenin tam anlamıyla - tamamlıyor; giyim-kuşamına gelince, son yılların ‘vatan kahramanlığı trendine’ uygun biçimde, siyah renk şık bir takım elbise… |
|
Son Güncelleme ( Salı, 27 Mayıs 2008 18:18 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 > 2 |